İgor yavaşça Arina’nın yanına yaklaştı. Gözleri de en az Svetlana’nınki kadar doluydu.
— Arina… Senin benim kızım olduğunu öğrenmek bana tarif edemeyeceğim kadar büyük bir mutluluk verdi. Hayat bana seni yıllar sonra geri getirdi. Üstelik kader öyle bir oyun oynadı ki, yakında ailemize yalnızca kızım olarak değil, aynı zamanda gelinimiz olarak da katılacaksın.
Svetlana şaşkınlıkla başını kaldırdı.
— Bir dakika… Peki ya Misha? Eğer Arina sizin kızınızsa…
İgor gülümseyerek sözünü tamamladı.
— Endişelenmene gerek yok. Misha benim öz oğlum değil. Ben Lena ile evlendiğimde o henüz bir yaşındaydı. O günden sonra onu kendi evladım gibi büyüttüm. Kan bağımız hiç olmadı ama onu her zaman öz oğlum bildim. Bugün de ona karşı hissettiklerim değişmedi. Onu bütün kalbimle seviyorum.
Misha birkaç saniye konuşamadı. Ardından hafifçe gülerek şaşkınlığını dile getirdi.
— Demek bütün bu karmaşadan sonra Arina ile evlenmemizin önünde hiçbir engel kalmadı, öyle mi?
İgor kahkahasını gizleyemedi.
— Elbette kalmadı, oğlum. Siz birbirinizi seviyorsunuz. Bundan daha önemli hiçbir şey yok. Allah mutluluğunuzu daim etsin, ömrünüz sevgi ve huzur içinde geçsin.
Bu sözlerin ardından evdeki gergin hava tamamen dağıldı. Herkes derin bir nefes aldı. Yıllardır taşınan ağır sır sonunda ortaya çıkmış, acıların yerini umut almaya başlamıştı.
Kısa süre sonra düğün hazırlıkları yeniden başladı. Bu kez hiçbir engel kalmamıştı. Yapılan düğün tam anlamıyla unutulmaz oldu. Salon kahkahalarla, müzikle ve mutluluk gözyaşlarıyla doldu. Aileler sonunda gerçek anlamda tek bir aileye dönüşmüştü.
En mutlu görünen kişi ise hiç kuşkusuz İgor’du. Yine de kalbinin derinliklerinde tarif etmesi zor, tuhaf bir duygu taşıyordu. Hayatın ona hazırladığı böylesine sıra dışı bir kaderi kim yaşayabilirdi ki? Muhtemelen dünyada çok az insan, yıllar sonra öz kızını kendi büyüttüğü evlatlık oğluyla evlendirme mutluluğunu ve şaşkınlığını aynı anda hissetmişti.
Düğünden sonra Arina ile Misha kendi evlerine taşındılar. Uzun zamandır kurdukları ortak hayali de sonunda gerçekleştirdiler. Evlerine iki sevimli cüce schnauzer getirdiler. Küçük dostları, yıllar önce onları tanıştıran o tesadüfün yaşayan simgesi oldu. Her sabah köpekleriyle birlikte yeni hayatlarına uyanırken, kaderin bazen insanı en karmaşık yollardan geçirerek gerçek mutluluğa ulaştırdığını bir kez daha hatırlıyorlardı.
