Gemini’nin cevabı: Fazladan sandalye

— Elena dengesiz biri. İşte zor karakterli insanlarla evlenmenin sonucu budur.

Mark önündeki kahveye baktı.

Fincanına dokunmamıştı.

Çünkü Elena gece yarısından sonra onu her yerden engellemişti.

Rusya’ya döndüklerinde Mark, ortak dairelerinde onu bekledi.

Ama Elena oraya gitmedi.

Bir arkadaşının evine yerleşti.

İki gün sonra Mark elinde çiçeklerle kapısına geldi.

Söyleyeceklerini önceden hazırladığı belliydi.

— Özür dilerim, dedi. — Gülmemeliydim.

Elena kapıyı zincir kilidi açılmış halde araladı.

— Sorun tam da bu, dedi sakin bir şekilde.

— Ne demek istiyorsun?

— Ben söz konusu olduğumda hiçbir zaman düşünmüyorsun.

— Her şeyi düzelteceğim. Sınırlar koyacağım. Buna söz veriyorum.

Elena başını hafifçe salladı.

— Eğer gerçekten bunu yapabilecek biri olsaydın, karının oturacak bir sandalyesi bile yokken yapardın.

Bir hafta sonra Elena’nın avukatı boşanma evraklarını gönderdi.

Yuliya Borisovna yalnızca bir kez telefon etti.

Elena, yanında avukatı varken hoparlörü açarak konuşmayı kabul etti.

— Ailemize ne yaptığının farkında mısın?! diye bağırdı kayınvalidesi.

Elena’nın cevabı sakindi.

— Bunu ben yapmadım.

Kısa bir sessizlik oldu.

— Siz yaptınız.

Sonra devam etti:

— Bana hiçbir zaman yer vermediniz. Ne sofranızda ne de ailenizin içinde. Ve artık bunun normalmiş gibi davranmaya niyetim yok.

Aylar sonra boşanma süreci tamamlandığında Elena kutlama yapmadı.

Zafer duygusu da yaşamıyordu.

Sadece hafiflemiş hissediyordu.

Daha küçük bir eve taşındı.

Soyadını değiştirmedi.

Kendi seyahat planlarını yapmaya başladı.

Bu kez yanında bulunma hakkının kimsenin ruh haline bağlı olmadığı yerlere gidiyordu.

Yıllar sonra insanlar ona Roma’yı sorduğunda yaşananları intikam olarak tanımlamadı.

Her zaman aynı cevabı verdi:

— Orada benim için ayrılmış bir sandalye yoktu. Ben de gittim.

Çünkü gerçek saygınlık, insanın kendi aşağılanmasının bedelini ödemeyi bıraktığı anda başlar.

Peki siz ne düşünüyorsunuz? Mark gerçekten sınırlar koymayı başarsaydı ikinci bir şansı hak eder miydi, yoksa Elena’nın hemen ayrılması en doğru karar mıydı? Görüşlerinizi paylaşın.